|
|
 |
 |
MAKALE:
02.12.2007 / NASUH TEVBESİ
NASUH TEVBESİ
Marifet mektebinin talebesi olan insan, Allah’u Teâla’nın yakınlığına ve cemaline ulaşa bilmesi için, bu hayatın çileli yolunda dört mertebeyi aşması lazımdır.Bunlardan bir sonrakine ayak basabilmesi için, bir öncekini hakkıyla tamamlaması gerekir. Tıpkı; Bu günün mekteplerinde okuyan talebeler gibi. Nasıl ki, İlk öğretimi tamamlamadan liseye, Liseyi tamamlamadan Üniversiteye gidemedikleri gibi bu da, böyledir. Bu mertebeler; Tevbe mertebesi, İstikamet mertebesi, tehzibi ahlak (ahlakı güzelleştirme) mertebesi ve Allah u Teâla’ya takarrup (yakınlaşma) mertebesidir. Biz burada tevbe mertebesini anlatmaya gayret edeceğiz.Gayret bizden tevfik Allah’tandır.
Beşeriyet sıfatı ile yaratılan insan, bunun zaruri neticesi olarak Allah-u Teâla’ya karşı bazen bilerek bazen bilmeyerek isyan edebilmekte, bazen de emirlerini terk edebilmektedir. Şefkat ve merhametiyle kullarına muamele eden Yüce Rabbimiz, pişmanlık kapısını açık tutmuş, özür dileyenleri affedeceğini, hatta fazladan ihsan ve ikramda bulunacağını, eski günahlarını sevaba çevireceğini beyan etmiştir. Allah-u Teâla ile beraber başka ilahlara yalvaranlar, şer’i sebepler olmaksızın cana kıyanlar ve zina edenlerin azaplarının kıyamette kat be kat artırılacağı bildirildikten sonra, tevbe ve iman edip Salih amel işleyenlerin bu günahlarının sevaba tebdil edileceği beyan edilmiştir.(Furkan;68-69-70).
Kendilerine yasak edilen ağacın meyvesini yedikten sonra, cennetten dünyaya atılan babamız ve ilk insan Adem (A.S) ve eşi Havva annemizin dünyada ilk işleri, Allah-u Tealaya tevbe etmek olmuştur. Arafat’taki rahmet tepesinde;-Bugün hacıların bağışlanmak için, Zilhicce ayının onunda vakfe yaptıkları yer ki: bu aynı zamanda Adem babamız ve Havva annemize ittibadır- işledikleri hatadan dolayı: ‘ O ikisi: Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik;bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, hiç şüphesiz, kaybedenlerden olacağız. ’(Araf:23) diyerek tevbe etmişler, ‘Derken Adem, Rabbinden (Pişmanlığını ifade edebilecek birtakım) kelimeler aldı.(Allah da) Bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.’(Bakara:37) Onlar bu mekan ve bu zamanda hatalarını itiraf ettiler. Allah-u Teala da, onların tevbesini kabul buyurdu.
İşlenilen günahlardan dolayı tevbe etmek her mümin üzerine farzdır. Tevbe Kur’anı Kerimde takriben seksen küsur yerde geçmiş, Hadis-i Şeriflerde ise çokça teşvik edilmiştir.
Gerek Ayeti Kerimelerde, gerekse Hadisi Şeriflerde tevbenin faziletinden bahsedilmiş, bu Ayeti Kerimeleri ve Hadisi Şerifleri yorumlayan alimler, tevbenin ne demek olduğunu anlamak için, birçok tarifler yapmışlar ve nasıl olması hususunda bir çok şart saymışlardır.
Tevbenin farziyyetini ve ehemmiyetini bildiren Ayeti Kerimeler ve Hadisi Şeriflerden bazıları şunlardır: ‘Ey müminler hepiniz(topluca) Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.(Nur:31) Kötülükleri işleyip de sonra ardından tevbe eden ve iman edenlere karşı şüphesiz ki Rabbin bundan sonra elbette çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.(Araf:153) Kim tevbe edip Salih amel işlerse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.(Furkan:71) .’ Daha bunlar gibi tevbe ile alakalı birçok Ayeti Kerime mevcuttur.Hadisi Şerifler ise: ‘Günahtan tevbe eden günahsız gibidir.(Ramuz:196) Allah-u Teâla kulunun tevbesine, sizden birisinin engin çölde kaybettiği devesini ansızın bulmasından doğan sevincinden daha fazla sevinir.(Ramuz:344)’ Hadis külliyatında buna benzer daha çokça Hadisi Şerif mevcuttur.
Tevbe yanlıştan dönmede bütün makamların temelidir. Bu, binaya göre arsa mesabesindedir.Yeri olmayanın bina yapması nasıl ki mümkün değilse tevbesi olmayanın da, Allah-u Teâla’nın yanında bir makamının olması düşünülemez. Resûlüllah (S.A.V) efendimiz, Hac Arafat’tır. Yani Arafat’ta vakfe yapmaktır. Haccın temeli nasıl ki, Arafat’ta vakfe ise, tevbenin temeli de, pişman olup günahtan dönmektir.Günahtan tevbe, biri avamın diğeri de, havasın olmak üzere iki kısımdır.Havasın tevbesinin üzerine şimdilik bir perde çekip, avamın tevbesi nasıl olmalıdır. Onu anlatalım. Avamın tevbesi: birkaç kısımda ele alınabilir
1-Kafirlerin tevbesi; Onların tevbesi, küfürden İmana, havai arzuları bırakıp İslâm’a girmek ve tuğyanı terk ile olur, Müşriklerin ki şirkten tevhide dönmekle, Münafıkların ki, iç hallerini değiştirip ihlâsa, samimiyete çevirmekle olur.
2- Müslümanlardan bidat ehli olanların tevbesi, bidatlerinden vaz geçip Ehli Sünnet inancına uymakla olur. Sehl b. Abdullah et-Tüsteri; ‘Tevbe, Ehli Sünnet inancına uyanların yaptığı tevbedir. Ehli sünnet inancına uymayanların tevbesi, şu Hadisi şeriften dolayı olmaz. ‘Allah her bidat sahibinin tevbesi üzerine perde koydu.’demiştir. Her ne kadar, bu Hadisi Şerifin kaynağı tefsirde gösterilmemişse de, başka bir Hadisi Şerifte; ‘Allah-u Teala bidat sahibinin, bidatini terk etmedikçe amelini kabul etmekten imtina eder.(İbni Mace; C,1-S, 19)’ buyurulmuştur. Burada anlatılan ehli sünnet, sadece dil ile söylenilen ehli sünnet değil, hayat anlayışı, hidayet çizgisi, resulüllah (s.a.v) ve sahabeyi kiramın İslam anlayışı ve hidayet yoluna uyan bir ehli sünnet anlayışıdır. Kendilerine ehli sünnet deyip de, ehli sünnete taş çıkarttıran kalpazanlar değildir.
3- Fasıkların Büyük günahlardan tevbesi; bu tevbe; hayvandan sağılan sütün, sağıldığı memeye bir daha geri dönmesi nasıl mümkün değilse, günahı bırakan insanın da işlediği günaha bir daha dönmemeye öylece karar vermesiyle olur. Hz. Ali efendimiz bir kişinin; ‘ Ey Allah’ım günahlarımın mağfiret edilmesini senden isterim ve sana tevbe ederim’ sözünü duyunca, Ey kişi, dilin tevbeye süratle ulaşması, yalancıların tevbesidir der. Adam peki tevbe nasıl olur diye sorunca, O da, altı şart ile (büyük)günahları bırakmakla olur. Onlar da, geçmişte işlenilen günahlara pişman olmak, hak sahiplerine haklarını iade edip, hasımlarıyla helalleşmek, kaçırdığı farzları kaza etmek, bir daha o günaha dönmemeye kesin karar vermek, Allah’a isyanda nefsini semirttiğin gibi, bu sefer Allah’a itaatte onu eritmek, isyanın zevkini ona tattırdığın gibi, itaatin acısını ona tattırmakla olur. buyurmuşlardır. Ayrıca, günahı hemen terk etmek, birde seherlerde işlediği günahlardan dolayı göz yaşı dökmek. Bu tevbelerin kabul sebepleridir
4-Küçük günahlardan müminlerin tevbesi; bu da, yanılarak,unutarak, gaflet ile bilmeyerek onlardan meydana gelen hatalara karşı yapılan tevbelerdir. Kuran-ı Kerimde; ‘Allah’ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.’(Nisa;17) diye buyurulmuştur.
Bütün bunlardan anlaşılan şudur ki, zarar ile giden ve zarar ile biten bir hayatı, kâr’a ve sevaba çevirmenin tek yolu, şartlarına uygun bir tevbedir. Bunun adına da, Tevbe yi Nasuh denir. ‘Ey iman edenler samimi bir tevbe ile Allah’a dönün.Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.’ (Tahrim:8)Yani öyle bir tevbe ki, günah ile tekrar yüz yüze gelindiğinde, insana dur yapma diye, nasihat eden bir tevbe. Kirlenen, günahlarla mülevves olmuş bir hayatı paklayan, insana rıza kapısını aralayan bir tevbe. Hak Teala cümlemize, hakiki tevbe yi yapmayı nasip eylesin.
‘Ancak tevbe ve iman edip Salih amel yapanlar başkadır. Allah onların günahlarını sevaba çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.’(Furkan:70) Vesselamü aleyküm.
Mustafa AYKUL
Bu makaleyi sizden önce 631 kişi okudu.
|
|
|
 |
|