Ayet
'' O gün hakikat perdesi açılacak ve etekler tutuşacak ve secdeye davet edilecekler,fakat(namazı kılamayanlar,munafıklar ve riyakarlar buna) güç yetiremeyecekler.Kalem 42''
Hadis
''Kıyamet gününde Allah'ın rahmetinden en uzak kişi,emrettiğinin aksini yapan kişidir.''Deylemi de Ebu Hureyre'den''
Vecize
''Dört şeye sahip olan kişi dünyadan kaybettiklerinden dolayı üzülmesin.Emaneti muhafaza,doğru söz,güzel hılket,yemekte iffet.''Abdullah Bin Ömer

Sohbetler
11.08.2010 - Hocaefendinin Ramazan Sohbetleri
05.08.2010 - Yasin Suresinin tefsirine Devam
15.06.2010 - Mustafa AYKUL Hocafendinin Yasin Suresi Tefsiri
19.05.2010 - Mustafa AYKUL Hocaefendinin Sohbeti
11.04.2010 - Mustafa AYKUL Hocaefendinin Sohbeti


Makaleler
15.06.2010 - Kalplerin Ölümü ve Hayatı
04.07.2009 - RAMAZAN AYI VE ORUÇ
18.10.2008 - İSLAM AHLAKI 2
18.10.2008 - İSLAM AHLAKI 1
23.04.2008 - İLAHİ İRADENİN İNSANLIĞA SON HİTABI KUR'AN-I KERİM


MAKALE:
06.04.2008
/ SIRAT-I MÜSTAKİM
SIRAT-I MÜSTAKİM Sıratı müstakim İslam’dır.(1) İstikamet de Ona uymaktır. İslam’ın bizatihi kendisi sıratı müstakimdir. Diğer dinlerin hükmünü kaldıran Allah Teala, bu dini sıratı müstakim olarak göndermiştir. ’’Şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur. Öyleyse bunu izleyin ve diğer yolar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.’’(2) Burada sıratı müstakim (doğru yol) olarak bildirilen İslamiyet, diğer yol olarak bildirilenler de, Yahudilik, Hırıstıyanlık, Mecusilik ve diğer bidat ve dalalet yollarıdır.(3) ‘’İşte bu (Kuran) bizim indirdiğimiz mubarek bir kitaptır. Buna uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.’’(4) ‘’İşte bunun için sen (bütün insanlığa ) çağrıda bulun ve (Allah tarafından) emrolunduğun gibi dosdoğru ol: onların heva ve heveslerine uyma.’’(5) Çünkü o kafirlerin heva ve hevesleri sıratı müstakimin tam zıddıdır. Biri var iken diğeri olmaz. Bir vadide İslam, öbür vadide heva ve hevesler. Temelde ilahi, değişmez sabit bir kritere dayanmadan, sadece kuvveti, çoğunluğun parmak sayısını, istek ve arzularını, heva ve heveslerini esas alan, toplumların hayatını şekillendirmeğe, sevk ve idare temeğe çalışan nizamlar, dünya noktasından zayıflara, din noktasından da bütün bir insanlığa zulümdür. İnsanlık, İslam’ın zıddı olan bu keşmeşkeşlikten kurtulmadıkça, toplum olarak da, fert olarak da, hem dünyada hem de ahirette saadet yüzü göremeyecektir. Kur’an-ı Kerim’in birinci suresi olan Fatiha-i Şerif’te:’’Bizi sırtı müstakime ilet,kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna,gazaba uğrayan (Yahudi) lerin ve (hakkı ararken) sapan (Hırıstıyan) ların yoluna değil’’(6) diye günde beş vakit namazların her rekatında dua ve niyazda bulunuruz.Ve bizleri nimete ulaştırmaya vesile olacak sıratı müstakimi, Allah (C.C.) dan ısrarla devamlı olarak isteriz. Kendilerine nimet verilenler de, bir başka ayeti kerimede; Nebiler, sıdıklar, şehitler ve Salih kullardır.(7) diye duyurulmuştur. İşte bu insanlar bütün nimetleri içerisinde toplayan, İslam’ın nimetine ulaşabilmek için, bir ömür boyu gecelerini gündüzlerine katmışlar, yılmadan, yorulmadan bütün tehlikelere ve zorluklara göğüs gererek, bu istikameti elde etmeğe gayret sarf etmişlerdir. Ve sıratı mustakime uymaları sebebiyle kendilerine bu nimet verilmiştir. İstikamet lugatte; eğrinin zıddı, düz olma, dürüstlük, doğruluk, samimi olma demektir.(8) Ehli hakikatin ıstılahında ise; din ve dünya işlerinin tamamında, hak caddesinden sapmadan, bütün sorumlulukları yerine getirmektir. İstikamet;’’Allah’a koşunuz…’’(9) ayeti kerimesinde ki; Allah’a koşmanın, Allah’a yürüyüşün ikinci adımını teşkil etmektedir. Bu yolculuğun ilk adımı, tevbe adımı veya tevbe temeli, ikinci adımı ise, bir peygamberi dahi ihtiyarlatan istikamettir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) in ‘’Beni Hud suresi ihtiyarlattı.’’(10)Hadis_i Şerif’inde bildirilen ve onu ihtiyarlatan ‘’Emrolunduğun gibi dosdoğru ol’’(11) ayeti kerimesinde geçen ‘dosdoğru ol’ emridir. İnsan samimi bir tevbe ile yani Nasuh tevbesi ile günahlardan kurtulup suçsuz bir hale gelince, işlenecek bir maden halini alır. İstikamet ile de bu ruh madenini Kur’an’a göre biçimlendirip, şekillendirir. Hayatında karşılaştığı bütün işlerini Kur’an’a göre ayarlar ve yapar. Nefsine, Kur’an’ın dışında bir tercih tarafı bırakmaz. Tıpkı Rasulullah (S.A.V.) in risalet dönemi hayatında yaptığı gibi. O aldığı müstakim ol emri gereği, hangi hadiseyle ve hangi işle karşılaşmışsa onu, Kur’an’a göre yapmış, Kur’an’a canı pahasına da olsa, Harfi harfine uymuş, ashabını da buna göre terbiye etmiştir. Bununla anlaşılıyor ki istikamet; Allah Teala’ya karşı mütevazi olmak, itaat ve yasaklardan kaçınmanın bütün şartlarını, rükünlerini, sünnetlerinin ihlal etmemek suretiyle İslam’a uymak, hem de, kıvamında yaşayarak uymaktır. İslam’ı , hayat ile aynileştirip bütünleştirmek,içi ve dışı,yaşantı ve hareketleri,Kur’an hidayetine uygun hale getirmektir. ‘’EY iman edenler hepiniz İslam’a giriniz. Şeytanın adımları (yolu) nı izlemeyiniz. Çünkü o, apaçık size düşmandır.’’(12) Hem İslam’a öyle giriniz ki; dışınız ve gönül dünyanızda, İslam’ın hakim olmadığı, düzenlemesi altına girmemiş bir tarafınız kalmasın.Evet sıratı müstakim İslam’dır.İstikamet de ona uymaktır.Bir gün Selman-ı Farisi’ye müşrikler’’Sizin peygamberiniz size her şeyi,belki de tuvalete gitmeyi bile öğretiyordur’’ diye sormuşlar.O da ‘’evet! O,büyük ve küçük abdest bozma halinde kıbleye karşı durmayı, sağ el ile istinca (temizlik yapmayı) taharet yaparken üçten az taş kullanmayı ve pis olan şeylerle temizlik yapmayı bize yasakladı.’’ Demiştir.(13) Bu istikamet kelimesi cevamıul kelim (çok özlü söz)lerdendir. Kur’an ve Sünnet’in tamamına, harfi harfine uymayı gerektirdiği gibi, İslam yaşanırken, bu yaşayış, ifrat (çoğa aşırı) ve tefritten(aza aşırı) olmaktan uzak, haddi itidal (dengeli bir çizgi)de olması gerekir.Çok hassasiyeti olan bir meseledir.Yaşadıkça da,hassasiyeti derinleşerek artar.Her meselede bütün işlerin nizamı buna göredir.Bir misal olarak şunu arz edeyim.Sizin elinizde dünyanın en mükemmel ve en pahlı arabası olsa,eğer unu ayarlarını iyi yaptırmamışsanız,onunla yola gidemezsiniz.Bir defa tekerlerin rot ve balans ayalarını da çok iyi yaptırmanız lazımdır.Eğer abranız arkadan itişli ise,şaft ayarını da çok iyi yaptırmanız lazımdır.Eğer bu işleri yaptırmazsanız ve yapan usta da bu işin mahir sanatkarı olan bir usta değilse,Allah korusun,arabanız yolda giderken bir sağa bir sola yılan eğrisi bir yalpa yapar ve sizi de uçurumdan aşağıya atar.İstikametsiz yaşanan İslam da böyledir.Ona inanırken ,onu yaşarken, onunla amel ederken ifrat ve tefritten uzak mustakim bir çizgi de inanmamız ve amel etmemiz Allah’ın bizim için seçtiğini bizimde aynen benimsememiz lazımdır. Allah (C.C.)’ın koyduğu hükümler, hep haddi itidal merkezlidir.’’ve Onlar ki, başkaları için harcadıklarında, ne saçıp savururlar, ne de cimrilik yaparlar. Bu ikisi ortasında orta bir yol tutarlar.’’(14) Sıratı müstakim bütün işlerde, harcamada, adalette, yemede, içmede, giymede, nikahta, savaşta, barışta, İslam ümmetini idarede, hülasa; insanlığın din ve dünyaya ait bütün işlerinde, haddi itidal üzere olmasıdır. Fertlerin, toplumların saadeti, milletlerin, devletlerin bekası bu hassas mizana ve ölçüye bağlıdır. İki kere iki dört eder. Başka neticeler hep yanlıştır. İstikametle ilgili bazı ayet-i kerimelerde:’’Öyleyse seninle beraber tevbe edenlerle,emrolunduğun gibi dosdoğru ol(hidayet çizgisini tut.)Gurura kapılıpta aşırı gitmeyin.Çünkü O,sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.’’(15)İbn-i Abbas Kur’an’ın tamamında,Rasulullah (S.A.V.)’e,emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayetinden daha zor ve çetin gelen bir ayet nazil olmamıştır.Bu sebebten dolayı Rasulullah (S.A.V),beni Hud,Vakıa ve kardeşleri ihtiyarlat buyurmuştur.(16) Ve yine: ‘’Böylece Allah,senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar.Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola (sıratı müstakime) iletir’’(17) diye buyurmuştur.’’Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır diye ve sebatla doğru yolu izleyenlere gelince,onların üzerine sık sık melekler iner onlara (şöyle derler) korkmayın ve üzülmeyin,işte alın size vaad edilmiş cennet müjdesini!.’’(18) Allah Teala tarafından gönderilen melekler,istikametini tamamlayanlara,dünya hayatını yaşarken,daha sonra ölüm ölüm anında,kabirlerinde,kabirlerinden mahşer meydanına kalktıklarında,bu müjdeyi onlara verirler.(19) İstikametle ilgili bir Hadis-i Şerif’te: ‘’Abdullah’ın oğlu Süfyan der ki:Rasulullah (S.A.V.)’a;İslam’da bana öyle bir söz söyle ki,onu senden başka kimseye sorma ihtiyacı sormayayım dedim.O da,’Amentü billah de,sonra da dosdoğru ol’ dedi.(20) İstikamet emrinin Kur’an!da verilmesi ile Rasulullah’ın şahsında kıyamete kadar gelecek olan ümmete,İslam’ı yozlaştırmadan yaşamaları,onu nesilden nesile asıl çehreleriyle ulaştırmaları istenmiştir. Allah’ım biz sevdiğin,razı olduğun hidayet yolu,niyeti,ameli,işi ve sözüne muvaffak kıl! Çünkü senin her şeye gücün yeter.Ve ahiru da’vana enil hamdü lillahi rabbil alemin. MUSTAFA AYKUL 1-Te’vilaru Ehlissünne ,1/10 2-En’am 6/153, 3-Keşşaf 2/62, 4-En’am 6/155, 5-Şura 42/15, 6-Fatiha 1/6, 7-Nisa 4/69, 8-Camiul usul 79,Keşşaf 2/319, 9-Zariyat 51/50, 10-Tırmizi,Tefsirussure %&;6, 11-Hud 11/12, 12-Bakara 2/208,13-Ebu Davud 1/49 14-Furkan 25/67,15-Hud 11/12,16-Keşşaf 27/239 17-Fetih 48/2, 18-Fussilet 41/30 19-Ruhul Beyan 8/282 20-Rıyazussalihin 35

Bu makaleyi sizden önce 472 kişi okudu.

2005 © Sitedeki tüm materyaller ticari maksat harici herkesin kullanımına açıktır..